![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
...::: Sitenin Meleği :::
|
HUKUKA GİRİŞ
• Hukuk, bir toplum içindeki kişilerin birbirleri ile ve toplumla olan ilişkilerini düzenleyen, uyulması zorunlu, yani maddi yaptırımı bulunan kurallar bütünüdür. • Hukuk kurallarına uymayan bir kimsenin , devlet zoru ile bu kuralların gereğini yerine getirmesi Cebr-i icra anlamına gelir. • Sosyal hayatı düzenleyen maddi yaptırımlı kurallar bütününü ifade eden kavram hukuk kavramıdır. • Nafaka yükümü, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy, altsoy ve kardeşlerine yardım etme yükümlülüğüdür. • Yaptırım, Müeyyide kavramının eşanlamlısıdır. • Kusur bildirme, disiplin cezalarına örnektir. • 14 yaşındaki bir kişinin anne ve babasının izni olmadan yapmış olduğu bir satış sözleşmesitek taraflı bağlamazlık hükümsüzlük yaptırımı türüdür. • İcra ve ihmal suçun maddi unsurudur. • Müflis, iflasın açılması ile birlikte borçlunun aldığı addır. • Ticaret kanununa göre ticaret şirketleri: Kollektif, Komandit, Anonim, Limited • Kooperatifler 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile düzenlenmiştir. • TBMM tarafından kabul edilen kanunları, Cumhurbaşkanının 15 gün içinde yayınlaması gerekir. • Cumhurbaşkanı, TBMMnin onaylaması için göndermiş olduğu "Bütçe ile ilgili kanunları"onaylamayıp tekrar görüşülmesi için TBMMne gönderemez. • Resmi gazete, Başbakanlık tarafından çıkarılır. • Milletvekili seçilme hakkından yararlanmak için 30 yaşını bibitirmiş olmak gerekir. • Konularına göre hakların türleri: Mamelek hakları (Mal varlığı hakları), Şahsiyet hakları • Davalının borcunu özel bir nedenden dolayıyerine getirmekten kaçınmasına imkan sağlayan hak Def'i ile ifade edilir. • Ölüm karinesi,en büyük mülkiye amirinin emriyle gerçekleştirilir. • Mirasçılar, ölüm tehlikesi içinde kaybolma durumunda "Gaibin" mirasını, kesin olarak 1 yıl sonra kazanırlar. • Nafaka yükümlüsü, mahkeme emrine uymayarak, kararlaştırılan yardımı yapmazsa nafaka devlet tarafından CEBRİ İCRA YOLUYLA alınır. • Verilmiş bir söze sadık kalmayı emreden ahlak kurallarına objektif ahlak kuralları denir. • Hükümsüzlük türleri: İptal, Cebri icra, Tazminat, Ceza. • Yargıtay(Temyiz), denetim mahkemesidir. • Hukuk kurallarına uyulmamasının müeyyidesi Cezaya çarptırılmadır. • Tek taraflı bağlamazlık, hükümsüzlük türlerinden biridir. • Deniz ticaretinde, geminin bayrağı, geminin bağlı olduğu devleti gösterir. • Örf ve adet hukukunun maddi unsuru, örf ve adetin devamlılığı ve tekrarlanmasıdır. • Bozucu yenilik doğuran haklar: vekaletten azil hakkı, feshi ihbar hakkı, istifa hakkı, işçinin hizmet akdini fesfetmesi • Hukukumuzda bir gerçek şahıs, hak ehliyetini, kısıtlılığı ortadan kalktığında, evlendiğinde, reşit olduğunda, temyiz gücünü elde ettiğinde elde eder. • Medeni Kanun m.10'da belirtilen, "mümeyyiz olan reşit, medeni hakları kullanmaya salahiyettardır." hükmü fiil ehliyeti bakımından tam ehliyetliler kategorisinde yer alır. • Evlenme akdi dolayısıyla eşlerden biri ile diğerinin kan hısımları arasında meydana gelen hısımlığa SIHRİ HISIMLIK(kayın hısımlığı) denir. • Genel Kurul, yönetim kurulu, denetleme kurulu, derneklerde kanunen bulunması zorunlu olan organlardır. • Zilyetlik karinesinden doğan hakkın korunmasını sağlayan dava, MENKUL DAVASI'dır. • Tapu siciline yapılan tescile esas olan hukuki sebep geçerli değilse, bu halde tapu kütüğünde görünen tescile YOLSUZ TESCİL denir. • Bir kimse ile halasının oğlu arasında dördüncü dereceden hısımlık vardır. • Bir kimsenin şahsiyet haklarına karşı haksız bir saldırıda bulunulması ve saldırının hala devam etmekte olması halinde MEN davası açılabilir. • Devlet, vilayet, belediyeler ve köyler gibi şahıs topluluğu niteliğindeki kamu hukuku hükmi şahıslarına Kamu idareleri denir. • Zilyetliğin idari yoldan korunması gayrimenkuller için gereklidir. • Disiplin cezaları: Kusur bildirme, Uyarma, Geçici çıkarma, Büsbütün çıkarma, Kınama. • Bir fiilin Ceza Kanununda yazılı ilkeye uygun olmasına tipiklik (suçun kanuni unsurı) denir. • Deniz yoluyla eşya taşıma karşılığı ödenen ücrete NAVLUN denir. • Metninde yürürlük tarihi gösterilmeyen bir kanun Resmi Gazete'de yayımlanmasından 45 gün sonra yürürlüğe girer. • Bir kişiye bir mal üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkilerinden bir yada ikisini tanıyan haklara SINIRLI AYNİ HAKLAR denir. • Sahipsiz menkul (taşınır) malların aslen kazanılmasına İHRAZ (ele geçirme) denir. • İnfilak eden bir gemide yolculuk eden ve cesedi bulunmayan bir kimsenin öldüğünü ispat etmek için ÖLÜM KARİNESİ'den yararlanılır. • Kazai(erken, yargısal) rüşt için gerekli şartlar: Ana ve babanın izni, Küçüğün isteği, Küçüğün 15 yaşını bitirmiş olması,Vasinin dinlenmesi, Küçüğün menfaatının bulunması. • Baba ile evlatlığı arasında SUNİ hısımlık vardır. Haksız saldırıda bulunan kimsenin diğerine tarziye vermesi, özür dilemesi demektir. • Mahkeme kapatılan derneklerin mal, para ve hakları hazineye intikal eder. (geçer) • Kadastronun sağladığı yararlar: gayrimenkullerin sınırlarını belirlemek, araziden doğan ihtilafları gidermek, küçük arazi parçalarının birleştirilmesine imkan sağlamak, gayrimenkul kredisinde emniyeti sağlamak. • Aralarında kanun veya sözleşme gereğince ortaklık bağı bulunan kimselerin hep birlikte bir şeyin tamamına malik olmalarına iştirak halinde mülkiyet denir. • Bir gayrimenkul üzerinde ipotek kurulması için kural olarak rehin sözleşmesi ve rehnin tescil edilmiş olması gereklidir. • Doğrudan doğruya borçlunun malvarlığı ile yerine getirilebilen edimlere MADDİ EDİM denir. • Borçlar Kanununa göre, hazır olmayanlar arasında yapılan bir sözleşme, kabul haberinin icapçıya vardığı andır. • Bir borç ilişkisinde, edinim ifasının mümkün olmasına ve ihtara rağmen, borçlunun borcunu zamanında ifa etmemesine BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ (direnişi) denir. • Haksız fiilden doğan borçlar, bir yıllık zamanaşımı süresine tabidir. • Trampa sözleşmesini, satım sözleşmesinden ayıran en önemli fark: edimin konusunun para dışında bir şey olması. • Köylerde gayrimenkul kiralanması ile ilgili olarak BORÇLAR KANUNU uygulanır. • Sosyal bir dernek, üyeleri için temsil vermek üzere özel bir tiyatro topluluğu ile anlaşmıştır. Dernek ile tiyatro topluluğu arasındaki sözleşmenin türü istisna sözleşmesi (eser sözleşmesi)dir. • Vedia, bir şeyin saklanması amacını güden sözleşmelerdendir. • Bir vedia sözleşmesinde vedia alan, vedia konusu malı karşı tarafın izni olmadan kullanırsa bunun sonucunda vedia verene uygun bir tazminat vermekle yükümlü olur. • Bakanlar Kurulu kararlarına karşı iptal ve tam yargı davaları, Danıştay mahkemesinde karara bağlanır. • İlk derece mahkemesi olarak Askeri Yargıtay daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenmesi görevi ASKERİ YARGITAY DAİRELER KURULU organına aittir. • Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Askeri idari yargı türüne girer. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
...::: Sitenin Meleği :::
|
HUKUKA GİRİŞ8
KİŞİ VE KİŞİLİK KAVRAMLARI Kişi Kavramı: Hukukta kişi terimi, haklara ve borçlara sahip olabilen, yani haklara ve borçları bulunabilen varlıkları ifade eder. Başka bir söyleyişle, hak sahibi, borç sahibi olabilen varlıklar hukuk açısından birer kişidir. İnsanların yanında, hukukun aradığı koşullara sahip bulunan insan toplulukları ile mal toplulukları da kişi olarak kabul edilmektedir. Sonuç olarak kişi kavramı, haklara ve borçlara sahip olabilme iktidarına, yani hak ehliyetine sahip bulunan varlıkları ifade etmektedir. Kişilik Kavramı: Geniş anlamda kişilik, sadece hak ehliyetini değil, bundan başka fiil ehliyeti ile kişisel durumları ve kişilik haklarını da içine almaktadır. Kişilik hakları ise, kişilerin maddi, manevi ve iktisadi bütünlüğü ve varlıkları üzerinde sahip bulundukları mutlak haklardır. KİŞİ TÜRLERİ Hukuk düzeni biri gerçek kişilik, diğeri tüzel kişilik olmak üzere iki türlü kişi kabul etmektedir. Gerçek kişiler sadece insanlardan ibarettir. Tüzel kişiler ise, belli bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulmuş ve hukuk düzeninin aradığı koşullara sahip bulunan kişi toplulukları ile mal topluluklarıdır. GERÇEK KİŞİLİĞİN BAŞLANGICI Gerçek kişilik, çocuğun sağ olarak tamamen doğduğu anda başlar; çocuk ölü doğarsa kişilik kazanamaz. Ancak kendisine gebe kalınan ve doğumu beklenilmekte olan çocuk (cenin) da, sağ doğmak koşuluyla kendisine gebe kalındığı andan itibaren hak ve borç sahibi olabilir. Yani hak ehliyeti başlar. GERÇEK KİŞİLİĞİN SONA ERMESİ Gerçek kişilik, biri ölüm diğeri gaiplik olmak üzere iki halde sona erer. Gaipliğe, bir kimsenin ölüm tehlikesi içinde kaybolması veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamaması halinde, ilgilinin talebi üzerine mahkemece karar verilir. Ölüm karinesi: Bir kimsenin ölümüne kesin gözle bakılacak bir durumda, kaybolması halinde, ölmüş sayılması o yerin en büyük mülki amirinin emriyle kütüğüne ölüm kaydının düşülmesidir. Birlikte ölüm karinesi: Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğünün ispat edilememesi durumunda hepsinin aynı anda ölmüş sayılmasıdır. Gerek ölüm karinesi gerekse birlikte ölüm karinesi xxx karinelerdir; yani bunların aksi her türlü kanıt ile ispat edilebilir. Bir kimsenin gaipliğine iki halde karar verilebilir: Bunlardan biri ölüm tehlikesi içinde kaybolma, diğeri ise uzun zamandan beri haber alınamamadır. HAK EHLİYETİ Hak ehliyeti, bir kimsenin hak ve borç sahibi olabilme, yani hakların ve borçların süjesi olabilme iktidarıdır. Hak ve borç sahibi olabilme iktidarına sahip bulunan varlıklar hukukta kişi saydıklarına göre hak ehliyeti ile kişi kavramları aynı anlama gelmektedir. Hak ehliyetinden hiçbir ayırım gözetilmeksizin herkes yararlanır. Haklara ve borçlara sahip olma ehliyeti bakımından kişiler arasında genellik ve eşitlik ilkesi geçerlidir. Hak ehliyeti gerçek kişiler bakımından sadece doğmuş olmakla tüzel kişilerin ise onların kanununun öngördüğü şekilde kurulmuş olmalarıyla başlar. Genellik ilkesi: Her insanın hak ehliyeti vardır. Hak ehliyetini kazanabilmenin tek koşulu, gerçek kişiler için sağ olarak doğmuş olmak, tüzel kişiler içinse kanunun öngördüğü şekilde kurulmuş olmak, yani kişilik kazanmış bulunmaktır. Eşitlik ilkesi: Bütün insanlar hukuk düzeninin sınırları içinde haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler. Genellik ve eşitlik ilkeleri sadece medeni haklar bakımından söz konusudur. FİİL EHLİYETİ Fiil ehliyeti bir kimsenin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesidir. Fiil ehliyetinin ikisi olumlu biri olumsuz olmak üzere başlıca üç koşulu vardır ki, bunlar ayırt etme gücüne sahip olmak, ergin olmak, ve kısıtlı olmamaktır. Fiil ehliyetinin içeriğine hukuki işlem ehliyeti, haksız fiillerden sorumlu olma ehliyeti ve dava ehliyeti girmektedir. Ayırt etme gücü, bir kişinin fiil ve işlemlerinin sebebini, sonuçlarını, kapsam ve etkilerini önceden görebilme ve bunları uygun olarak hareket edebilme yeteneğidir. Ergin olmak, bir kişinin kanunun belirttiği belli bir yaş sınırını aşmasıdır. Erken ergenlik, iki halde söz konusu olur. Bunlardan biri evlenme ile ergin olma, diğeri ise ergin kılınmadır. Evlenme ile kazanılan erken ergenlik yaşı 17’dir. Ergin kılınma ile kazanılan erken ergenlik yaşı ise 15’tir. Kısıtlı olma, bir kimsenin medeni hakları kullanma yetkisinin mahkemece kaldırılmasıdır. Hukuki işlem hukuki bir sonuç elde etmek üzere irade açıklamasından bulunmaktır. Hukuki işlemler, tarafları bakımından tek taraflı hukuki işlemler, ve çok taraflı hukuki işlemler olmak üzere ikiye ayrılır. Hukuki işlem ehliyeti, bir kişinin hukuki işlemler yapabilme, hukuki işlemlerle kendi lehine haklar ve aleyhine borçlar yaratabilmesidir. Bu tür hukuki işlemler yapabilme gücüne sözleşme ehliyeti diyoruz. Bu da fiil ehliyetinin içeriğine dahil edilmektedir. Haksız fiillerden sorumlu olma ehliyeti: Bir kişinin hukuka aykırı fiilleriyle başkalarına vermiş olduğu zararları bizzat ödemekle yükümlü tutulabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti: Bir kişinin mahkemelerde davacı veya davalı sıfatıyla, yemin, ikrar, sulh, feragat, kabul vs. gibi yargılama hukukuna ait işlemleri bizzat yapabilme iktidarıdır. Taraf ehliyeti, bir kişinin davacı veya davalı olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyeti, hak ehliyetinin içeriğine girmekte olduğundan her kişinin taraf ehliyeti vardır. Dava ehliyetini, hak ehliyetinin içeriğine giren taraf ehliyeti ile karıştırmamak gerekir. FİİL EHLİYETİNE GÖRE GERÇEK KİŞİLERİN HUKUKİ DURUMU Fiil ehliyetine göre gerçek kişilerin hukuki durumu aynı değildir. Gerçekten ayırt etme gücüne sahip ve ergin olan ve aynı zamanda kısıtlı da bulunmayan bir kişinin hukuki durumu ile ayırt etme gücüne sahip olmayan bir kişinin hukuki durumu birbirinden çok farklıdır. Öte yandan ayırt etme gücüne sahip olmayan kişilerin hukuki durumu ile ayırt etme gücüne sahip olan fakat ergin olmayan veya kısıtlı bulunan kişilerin durumu da aynı değildir. Bu itibarladır ki fiil ehliyetinin koşullarına sahip olup olmamaları veya bunlardan bazılarına sahip olup, bazılarına sahip olmamaları bakımından gerçek kişileri dört kategoriye ayırmak mümkündür. Tam ehliyetliler, sınırlı ehliyetliler, sınırlı ehliyetsizler ve tam ehliyetsizler. Tam ehliyetliler: Tam ehliyetliler fiil ehliyetinin bütün koşullarına sahip olan kişidir. Sınırlı ehliyetliler: Tam ehliyetli olup bazı sebeplerden dolayı ehliyetleri belli konularda kısıtlanmış olan kişidir. Sınırlı ehliyetliler kategorisine evli kişiler ile kendilerine yasal danışman atanmış olanlar girer. Sınırlı ehliyetsizler: Ayırt etme gücü bulunan ancak ergin olmayan ya da kısıtlı bulunan kişidir. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerden sorumludurlar. Sınırlı ehliyetsizlerin hukuki işlem ehliyeti bakımından durumlarını üç halde ayrı ayrı incelemek gerekir. Bizzat yapamayacakları işlemler: İzin: Önceden belirtilen rızadır. Onama: Sonradan açıklanan rızadır. Sınırlı ehliyetsiz, kendisini borç altına sokan hukuki işlemleri yasal temsilcinin izni olmadan yaparsa, bu işlemler tek taraflı bağlamazlık yaptırımına tabi olur. Bu işlemlerin sınırlı ehliyetsizi de bağlayabilmesi için yasal temsilcinin sonradan rızasını açıklamasını yani işlemi onaması gerekir. Kendi başlarına yapabilecekleri işlemler: Sınırlı ehliyetsizler kendilerini borç altına sokmayan ve sadece menfaat sağlayan işlemleri örneğin karşılıksız kazanmaları, yasal temsilcilerinin rızasına gerek olmadan bizzat yapabilirler. Sınırlı ehliyetsizler kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılmasında da kural olarak yasal temsilcilerinin rızasına muhtaç değildirler. Örneğin ergin kılınma isteminde bulunma, nişanlanma, nişanı bozma, evlenme, tanıma ve babalık davası açma hakkı gibi haklar kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Hiç yapamayacakları işlemler: Yasak işlemler: Önemli bağışlamalar, vakıf kurma ve kefalettir. Bu işlemler ancak tam ehliyetli kişiler tarafından yapılabilir. Sınırlı ehliyetsizlerin haksız fiillerden sorumlu olma ehliyetleri vardır. Sınırlı ehliyetsizler dava ehliyetine sahiptirler. Tam ehliyetsizler: Ayırt etme gücüne sahip olmayan kişidir. Hiçbir hukuki işlem yapamazlar. BORÇ İLİŞKİSİ, SORUMLULUK, BORCUN KAYNAKLARI BORÇ KAVRAMI Alacaklı ve borçlu diye isimlendirilen iki taraf arasında mevcut bulunan hukuki bir bağı ifade eder ki, buna, borç ilişkisi denir. Edim: aralarında mevcut borç ilişkisi dolayısıyla alacaklının borçludan isteyebileceği, borçlunun da yerine getirmekle yükümlü bulunduğu bir davranış biçimidir. Alacaklının, borçludan edimin yerine getirmesini istemesine talep hakkı, borçlu bu edimi kendi isteğiyle yerine getirmediği takdirde, alacaklı bu talep hakkını yargı organları vasıtasıyla kullanır, buna dava hakkı denir. Edimin türleri: Olumlu,olumsuz; maddi, kişisel; ani, sürekli; bölünebilen, bölünmez edimler. SORUMLULUK KAVRAMI Tanımı: borçlu istemini kendi isteğiyle yerine getiremeyecek olursa, hukuk düzeni alacaklıya borçlunun malvarlığına el koyabilme imkanını tanımaktadır ki, buna sorumluluk diyoruz. Türleri: 1. kişi ile sorumluluk: alacaklının alacağını elde edebilmek için doğrudan doğruya borçlunun kişiliğine el atabilmesi demektir. Bugün artık borç için hapis veya kişi ile sorumluluk esası geçerli değildir. 2. mal ile sorumluluk: a. sınırsız sorumluluk: borçlunun borcundan dolayı bütün mallarıyla sorumlu olmasıdır. İcra ve iflas kanunumuz borçlunun hayatını ve mesleğini devam ettirebilmesi için zorunlu mallarını bu sorumluluğun dışında tutmuştur. Bu mallara haczi caiz olmayan mallar denir. b. Sınırlı sorumluluk: konu ve mal bakımından sınırlandırılmasıdır. 1. belli mallarla sorumluluk: borçlu bütün mallarıyla değil, fakat bunlardan sadece bazılarıyla sorumlu olur. 2. belli miktarla sorumluluk: Borçlu kural olarak bütün mallarıyla sorumlu olmakla beraber, sorumluluğu belli miktarla sınırlandırılmıştır. BORCUN KAYNAKLARI Hukuki işlemler (özellikle sözleşmeler), haksız fiiller ve sebepsiz zenginleşmedir. SÖZLEŞMEDEN DOĞAN BORÇLAR Sözleşmenin tanımı ve türleri: Sözleşme, iki tarafın bir hukuki sonucu elde etmek üzere iradelerini karşılıklı ve birbirlerini uygun surette açıklamaları demektir. Sözleşmeler borç yüklenen tarafların sayısına göre, tek tarafa borç yükleyen sözleşmeler(bağış) ve iki tarafa borç yüklenen sözleşmeler(kira,satım) şeklinde ikiye ayrılır. İcap: sözleşmenin doğmasını sağlamak üzere teklifte bulunmak demektir. İcap, tek taraflı ve karşı tarafa varması gerekli bir irade açıklamasıdır. İcapçı yapmış olduğu icabı kabulcünün bunu öğrendiği ana kadar geri alabilir. Kabul: icapçının yapmış olduğu icaba kabulcünün verdiği olumlu cevaptır. Kabul, açık olabileceği gibi örtülü de olabilir. Kabul haberi icapçıya varıncaya kadar kabulden dönebilir. Kabul ya da icabın açıklanmasından sonra kabulcünün veya icapçının ölmüş veya fiil ehliyetini kaybetmiş olması, kabulün veya icabın geçersiz olması sonucunu doğurmaz. Kabulcünün ve icapçının mirasçıları bunlarla bağlıdır. Ancak kabulcünün veya icapçının bizzat kişiliklerinin önemli olduğu durumlarda mirasçılar bu kabul veya icapla bağlı kalmaz. Sözleşmenin meydana geldiği an: Hazır olanlar arasında yapılan bir sözleşme kabulün açıklandığı an meydana gelmiş olur. Hazır olmayanlar arasında yapılan bir sözleşmenin hangi anda meydana gelmiş olacağı konusunda açıklama, gönderme, varma ve öğrenme anlarını esas alan başlıca dört teori vardır: Borçlar kanunumuz bu dört teoriden varma teorisini benimsediği söylenebilir. Hazır olmayanlar arasında yapılmış olan bir sözleşme kabul haberinin icapçıya vardığı anda meydana gelmiş olur. HAKSIZ FİİLDEN DOĞAN BORÇLAR Bir kimsenin bir diğer kimseye vermiş olduğu zararı tazmin etmek borcunu ifade eden hukuki sorumluluk, biri akdi sorumluluk veya akit içi sorumluluk, diğeri haksız fiil sorumluluğu veya akit dışı sorumluluk olmak üzere ikiye ayrılır. Akdi sorumluluk; bir sözleşmeden doğan borç ilişkisinde borçlunun sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle diğer tarafa vermiş olduğu zararları tazmin etmek borcunu ifade eden sorumluluktur. Haksız fiil sorumluluğu ise; bir kimsenin hukuka aykırı bir fiil ile başka bir kimseye vermiş olduğu zararları tazmin etmek borcunu ifade eder. Haksız fiil sorumluluğunun doğabilmesi için başlıca dört şart vardır. Hukuka aykırılık: örneğin bir kimseyi öldürmek veya yaralamak o kimsenin kendi kişiliği üzerindeki bir mutlak hakkının çiğnenmesi demek olduğundan bu fiil hukuka aykırıdır. Kusur: kusur iki türlüdür. Kast; hukuka aykırı sonucu önceden görerek bu sonucu istemektir. İhmal ise; hukuka aykırı sonucu istememekle beraber, bu sonucun doğmaması için gerekli dikkat ve özeni göstermemektir. Zarar: bir kimsenin malvarlığında kendi rızası olmaksızın meydana gelen eksilmedir. Maddi ve manevi zarar. İlliyet bağı: zararın bu fiil sonucunda meydana gelmiş olması, yani her ikisi arasında bir sebep-sonuç ilişkisinin bulunması demektir. Bu borç ilişkisinden doğan edim, tazminattır. Maddi, manevi tazminat. Maddi tazminat; aynen ve nakden tazminat olmak üzere ikiye ayrılır. Nakden; para ile giderilmesidir. Aynen; para ödenmeyerek mağduru önceki durumuna getirme(kırılan camı taktırma). SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMEDEN DOĞAN BORÇLAR Tanım: bir kimsenin malvarlığının haklı bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin malvarlığı aleyhine çoğalması demektir. Şartları: 1. zenginleşme 2. fakirleşme 3. zenginleşme ile fakirleşme arasında illiyet bağı 4. haklı bir sebebin bulunmamasıdır. Sebepsiz zenginleşmeden doğan borç, geri verme borcudur. Sebepsiz zenginleşme davası bir ve on yıllık zaman aşımına uğrar. |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|